O'nu anmak mı anlamak mı O'nunla yaşamak mı?


 Cemil ÖZDAŞ    21.08.2026 15:23:30  



Mevlid-i Nebi Haftası'nın 24 Ağustos itibarıyla başlayacak olması, bizlere yalnızca çeşitli programlar düzenlemek için değil, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını yeniden düşünmek için de önemli bir fırsat sunuyor.

Ancak O'nu anmak; birkaç program düzenlemekten, güzel sözler söylemekten veya kürsülerden hayatından birkaç örnek anlatmaktan ibaret değildir. Asıl mesele, anlattığımız o güzel hayatın kendi hayatımıza ne kadar yansıdığıdır.

Mevlid-i Nebi etkinliklerinde İslami ölçülerimizi, örfümüzü ve kültürümüzü göz ardı ederek yapılan gösterilerle, dini yalnızca bir sahne etkinliğine dönüştürerek veya "Nasıl olsa çocuktur." anlayışıyla inancımızın ruhuna uygun olmayan kıyafet ve uygulamalarla ilahi ve ezgiler seslendirtmekle O'nu hakkıyla anmış olmayız. Çocuklarımızı sevindirmek elbette güzeldir; fakat onlara neyi, nasıl öğrettiğimiz çok daha önemlidir. Çünkü çocuk, gördüğünü öğrenir; yaşananı, söylenenden daha güçlü biçimde hafızasına kaydeder.

Aynı şekilde birkaç müftülük salonunda yalnızca personele yönelik konuşmalar yapmak, dernek ve vakıf salonlarında bir araya gelip ikramlarda bulunmak da tek başına Mevlid-i Nebi'yi anlamaya yetmez. Bunlar güzel vesileler olabilir; fakat vesileyi asıl gayenin yerine koyduğumuzda, şekil kalır, ruh kaybolur.

Peki, Peygamber Efendimizi gerçekten anlamak ne demektir?

O'nun merhametini hayatımıza taşımaktır. Komşumuza, yetime, yaşlıya, çocuğa, ihtiyaç sahibine karşı daha duyarlı olmaktır. O'nun adaletini yalnızca konuşmak değil, kendi ailemizde, işimizde ve ticaretimizde adil olmaktır. O'nun güzel ahlakını anlatırken öfkemizi, kibirimizi, kırıcı dilimizi sorgulamaktır. Kul hakkından sakınmak, emanete sahip çıkmak, doğruluktan taviz vermemektir.

Çünkü Peygamber Efendimizin örnekliği sadece kitap sayfalarında veya salonlardaki konuşmalarda kalmamalıdır. O'nun sünneti; evlerimizde, aile ilişkilerimizde, ticaretimizde, sokaklarımızda ve caddelerimizde hayat bulmalıdır.

Asıl soru şudur: Mevlid-i Nebi Haftası bittiğinde hayatımızda ne değişecek?

Bir kaç hafta hatta birkaç ay boyunca O'ndan bahsedip, sonraki süreçte O'nun ahlakını unutacaksak neyi anlamış olacağız? O'nun adaletini anlatıp haksızlık karşısında susacaksak, merhametinden söz edip muhtacı görmezden geleceksek, güzel ahlakını övüp kendi dilimizle insanları inciteceksek, yaptığımız programların ruhu nerede kalacak?

Peygamber Efendimizi sevmek, O'nun adını çokça söylemek kadar; O'nun ahlakını kuşanmayı da gerektirir.

Bu sebeple Mevlid-i Nebi Haftası'nı sadece takvimde yer alan bir etkinlik haftası olarak değil, kendimizi muhasebe etme zamanı olarak görmeliyiz. Çocuklarımıza yalnızca O'nu anlatmak değil, O'nun ahlakını yaşayarak göstermek zorundayız.

Çünkü O'nu anmak güzeldir; fakat O'nu anlamak daha güzeldir. O'nu anlamak güzeldir; fakat O'nun güzel ahlakını hayatımıza taşımak asıl olandır.

Mevlid-i Nebi'nin gerçek anlamı, salonlarda başlayan ve salonlarda biten programlar değil; gönüllerde başlayan, evlere taşınan ve hayatın her alanında kendini gösteren bir Peygamber sevgisidir.

O'nu anmak için bir hafta yetmez. O'nu anlamak için bir ömür gerekir.