Mekke İttifakı Neden Zorunlu Hale Geldi?
Ahmet YILDIRIM 17.09.2026 15:40:08
Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmeler, bölgenin güvenlik dengelerini ciddi biçimde değiştirdi. İsrail terör devleti art arda gerçekleştirdiği saldırılar, yalnızca bölge ülkelerinde değil, Türkiye’de de güvenlik endişelerini giderek artırdı. İsrailli yetkililerin zaman zaman Türkiye’yi doğrudan hedef alan açıklamaları ve tehditleri, Ankara’nın bölgedeki gelişmelere daha farklı bir perspektiften bakmasını zorunlu hale getirdi.
İsrail terör devleti kuruluşundan bu yana başta komşuları olmak üzere bölgedeki birçok ülkeyle savaşlar yaşadığı, bazı ülkelerin topraklarını işgal ettiği ve işgal ettiği bölgelerde uzun yıllardır tartışmalı bir politika yürüttüğü biliniyor. Bunun ötesinde, haydut israil’in zaman zaman yayınlanan haritalarında sınırlarını tarihsel veya ideolojik gerekçelerle genişleten tasvirlerin yer alması, bölge ülkelerinde ciddi kaygılara yol açıyor. Türkiye açısından asıl dikkat çekici olan ise bu tür söylem ve haritaların Türkiye’nin bazı bölgelerini de kapsayacak şekilde yorumlanabilmesi.
Son iki yılda ise tablo daha da ağırlaştı. Bu terör devlet İran, Suriye ve Lübnan’a yönelik yoğun askeri operasyonları, Ortadoğu’daki gerilimi daha önce görülmemiş bir noktaya taşıdı. Gazze’de yaşanan savaşın yanı sıra bölgenin farklı noktalarında meydana gelen çatışmalar, artık meselenin yalnızca israil-Filistin sorunu olmadığını gösteriyor.
Bütün bunlar Türkiye’nin hemen yanı başında yaşanıyor.
Türkiye açısından mesele artık yalnızca diplomatik bir anlaşmazlık değildir. Ortadoğu’daki güç dengelerinin değişmesi, Türkiye’nin güvenliği ve gelecekte karşılaşabileceği tehditler açısından da ciddi biçimde değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Yeni Bir Güvenlik Arayışı
Türkiye’nin NATO üyesi olması ve ABD ile uzun yıllara dayanan stratejik ilişkileri elbette önemini koruyor gibi görünüyor. Ancak Ankara’nın olası bir bölgesel savaşta ne ölçüde destek göreceği konusunda ortaya çıkan soru işaretleri, Türkiye’yi yeni güvenlik arayışlarına da yöneltebilir.
İşte bu noktada Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ortaya çıkan yeni savunma iş birliği, bölgesel güvenlik açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Kamuoyunda “Mekke İttifakı” olarak anılan bu oluşumun temelinde, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini daha fazla kendilerinin sağlaması gerektiği düşüncesi yatıyor.
Bana göre bu, gecikmiş ama doğru yönde atılmış bir adımdır.
Çünkü Ortadoğu’da güvenlik yalnızca dış güçlerin vereceği garantilere bırakılamaz. Bölge ülkeleri, kendi güvenlikleri konusunda ortak hareket edebilecekleri mekanizmalar oluşturmak zorundadır.
Ancak burada önemli bir eksiklik var:
Bu ittifak daha geniş bir çerçeveye taşınmalıdır.
İran Olmadan Eksik Kalır
Eğer amaç gerçekten bölgesel caydırıcılık oluşturmak ve yeni savaşların önüne geçmekse, başta İran olmak üzere bölgedeki önemli ülkelerin de bu güvenlik yapılanmasının dışında bırakılmaması gerekir.
İran’ın bölgedeki siyasi, askeri ve jeopolitik ağırlığı ortadadır. Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve İran gibi ülkelerin ortak bir güvenlik anlayışı geliştirmesi, bölgedeki güç dengelerini önemli ölçüde değiştirebilir.
Bununla birlikte mesele yalnızca bu dört ülkeyle de sınırlı kalmamalıdır. Mısır, Katar, Endonezya, Malezya ve diğer İslam ülkelerinin de kendi kapasiteleri ve siyasi tercihleri doğrultusunda böyle bir bölgesel güvenlik mekanizmasına katkı sunması düşünülebilir.
Çünkü güçlü bir ittifakın amacı savaş çıkarmak değil, savaşı caydırmaktır.
Bir ülkeye saldırmanın bedelinin yalnızca o ülkeyle sınırlı olmayacağını bilen bir aktör, saldırı kararını çok daha dikkatli vermek zorunda kalır.
Amaç Savaş Değil, Caydırıcılık Olmalı
Burada özellikle altını çizmek gereken nokta şudur:
İslam ülkelerinin ortak bir savunma mekanizması oluşturması, gerçek anlamda güçlü bir savunma ittifakının en önemli amacı barışı korumak ve savaşı önlemektir.
Güçlü bir caydırıcılık, diplomasiye de güç kazandırır.
Ortadoğu’da artık eski dengeler yok.
Yeni bir dönem başlıyor.
Bu dönemde Türkiye’nin güvenliğini sadece başkalarının vereceği güvencelere bırakmaması, kendi bölgesinde güçlü ortaklıklar kurması son derece önemlidir.
Mekke İttifakı bu açıdan önemli bir başlangıç olabilir. Ancak gerçek anlamda caydırıcı bir bölgesel güvenlik sistemi oluşturulmak isteniyorsa, bunun daha geniş bir coğrafyaya ve daha fazla ülkeye yayılması gerekir.
Çünkü Ortadoğu’nun göbeğinde bir İsrail gibi bir terör devletinin olması bu ittifakı zorunlu hale getirdi. En önemlisi bölgesel ihtiyacı yeni savaşlar değil; savaş çıkmasını engelleyecek kadar güçlü bir caydırıcılıktır.
Ve bazen barışı korumanın en etkili yolu, savaşı göze alabilecek kadar güçlü değil, savaşa gerek bırakmayacak kadar caydırıcı olmaktır. Allah’a emanet olunuz.

%20kopya.jpg)
.jpg)

.jpg)








