KADIN HAKLARI MI KADIN SORUMLULUKLARI MI?


 Prof.Dr. Hüseyin ÇELİK    18.09.2026 10:51:14  



"Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder." diye güzel bir söz var. Doktorun da hocanın da iyi bilenine tabi olmak lazım. Bazen yarım bilgi, hiç bilmemeden daha tehlikeli olabilmektedir. "Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. " (İsrâ: 36) ayet-i kerimesinde buyrulduğu gibi insanın bilmediği bir konu hakkında konuşmaması, yorum yapmaması gerekir. Eğer bir konu hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsa, o konuda uzman olan kimselere sormalıdır. "Eğer bilmiyorsanız bilene (ehline) sorun" (Enbiyâ: 112) ayet-i kerimesinde buyrulduğu gibi her konuyu her insana sormamalıdır. Hangi konuda bir bilgiye ihtiyacı var ise o konuda uzman olan birilerine sormalıdır.

Yarım ve eksik dini bilginin en büyük zarar verdiği alanlardan birisi de ailedir. Bu konuda yapılan yanlışlar çoğu zaman aile yapısını yıkılma noktasına getirebilmektedir. Yeterli bilgiye sahip olmayan kimseler, sözde kadınları korumak adına: "İslam’da kadın eşinin yemeğini yapmak ve evini temizlemek zorunda değil. Kocası bir hizmetçi tutacak ve ona temizlettirecek. Çocuklarını emzirmek zorunda değil. Gerekirse kocası bir sütannesi tutacak ve çocuğunu emzirttirecek." gibi sözleri sık sık duymaya başladık.

Gerçekte böylemi? Kadın çocuklarını emzirmek zorunda değil mi? Evinin temizliğini yapmak ve çocuklarına bakmak zorunda değil mi?

Maalesef bu tür söylemler eksik ve yanlış söylemlerdir. Birileri İslam’a bazı noktalardan saldırdılar. Bunlardan birisi de "kadın"lar üzerinden yapıldı. İslam’ın kadını korumadığı, ona hak tanımadığı, erkekler karşısında ikinci sınıf muamelesi yüklediği gibi konuları gündeme getirdiler. Onların bu tepkilerine karşı bizim Müslüman cenahı ise savunmacı bir yaklaşılma konuyu ele almaya çalıştılar. Yıllardır "İslam’da Kadın Hakları, İslam’ın Kadına Tanıdığı Haklar, İslam’ın Kadına Verdiği Değer…." gibi farklı adlarla çok sayıda kitaplar yayınladılar, makaleler yazdılar.

Burada çok önemli bir noktayı göz ardı ettiler. HAK-SORUMLULUK ilişkisini hiç gündeme getirmediler. Birine bir hak verilirken o hakka karşılık ondan bazı sorumluluklar da istenir. İslam kadına bazı haklar yüklerken buna karşılık ona bazı sorumluluklar da vermiştir. Erkeğe bazı haklar verirken bunun karşılığında ona bazı sorumluluklar da yüklemiştir. Bu nokta göz ardı edildiğinde konu tamamen yanlış bir noktaya kaymakta ve içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Hak-Sorumluluk ilişkisini çok iyi anlamak gerekiyor.

Bunu şöyle bir örnekle daha iyi açıklayabiliriz: Bir kimse bir ülkede doğup, orada yaşamakla o ülkenin vatandaşı olur. Vatandaşı olduğu için bazı haklara sahip olur ve birçok şeyden yararlanabilir. İstediğinde o ülkenin okullarında eğitim görebilir, hastalandığında hastanelerinde tedavi olabilir.  O ülkenin tarihi ve coğrafi zenginliklerini ziyaret edebilir. Bütün bunlar bir vatandaş olarak onun hakkıdır. Fakat bütün bu haklar karşılıksız olarak verilmez. Bu haklardan yararlanırken vatandaşı olduğu o ülkeye karşı da bir takım sorumlukları vardır. Askerlik yapmak, vergi vermek gibi bazı sorumlulukları yerine getirmek zorundadır.

Evlilik kurumu da böyledir. Evlilik bağı ile bir araya gelen kadın ve erkek bu evlilikten dolayı bazı haklara sahip olmaktadırlar. Fakat bir taraftan bazı haklara sahip olurlarken diğer taraftan da o evliliğin yüklemiş olduğu sorumlulukları yapmak zorundadırlar. Yani hak ile sorumluluk arasında doğrudan bir ilişki mevcuttur. Hakkın olduğu yerde sorumluluk, sorumluluğun olduğu yerde hak vardır. Bu ikisini birlikte görmek ve değerlendirmek gerekir. Aralarını ayırdığımızda yanlış sonuçlara uğramamız kaçınılmaz olacaktır.

Kadın bir taraftan evli olduğu için bazı haklardan faydalanırken diğer taraftan da sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır. Kocasına karşı hanımlık, çocuklarına karşı da annelik görevini ihmal etmemelidir. Aile bütünlüğünün devamı için aile içerisindeki sorumluluklarını aksatmamalıdır. Aynı durum erkek için de geçerlidir. Bir taraftan İslam’ın kendisine tanıdığı aile reisliği gibi haklarını kullanırken diğer taraftan da hanımına ve çocuklarına karşı sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmelidir. 

Sürekli olarak kadının haklarından bahsedilmekle birlikte onun sorumluluklarından bahsedilmemesi aileleri çok yanlış noktalara götürdü. Sadece hak peşinde koşan ama sorumluluklarının farkında olmayan bir kitle oluştu. Bu düşüncedeki bir kimse evlendiğinde de kendisini hiçbir sorumluluk altında görmedi. Her konuda hakkı olduğunu iddia ederek her şeyin en güzellerini talep ederken her türlü sorumluluktan kaçar oldu. Kendi doğurduğu çocuğu dahi emzirmek zorunda olmadığını söyleyecek kadar ileri gitti. Sonunda ise bu tür evlilikler boşanma ile sonuçlandı.

İslam kadına bir takım haklar tanırken buna paralel olarak ona bazı sorumluluklar da yüklemiştir. Başta eşi ve çocukları olmak üzere onlara karşı yapması gereken görev ve sorumluklar yüklemiştir. Bir kadın İslam’ın kendisine tanıdığı hakları görürken buna bağlı olarak yüklemiş olduğu sorumlulukların da farkında olmalıdır. Sadece kadın haklarından bahsedip, kadının sorumluluklarından bahsetmemek meseleye eksik ve yanlış yaklaşmak demektir. Bilhassa da evlenecek çocuklarımıza bu noktayı doğru şekilde anlatmamız gerekmektedir. Evlilikten dolayı bazı hakları elde ederken yüklenmiş olduğu sorumlulukların da bilincinde olmalarını sağlamalıyız