Yemende Güç Mücadelesi
Ahmet YILDIRIM 21.09.2026 10:21:44
Yemen, binlerce yıllık geçmişi olan kadim bir ülke. Ancak bu yazıda Yemen'in eski tarihine değil, son yıllarda yaşanan siyasi krizlere ve özellikle Husilerin İsrail-Filistin savaşı sırasında yeniden dünya gündemine gelmiş ve dünyanın dikkatini üzerine çekmiş, bu eylemleri büyük Şeytanı ve onun dostluklarını kızdırmış olacak ki Husileri hedefe koydular.
Gazze'deki savaşın başlamasıyla birlikte Yemen'deki Ensarullah hareketini dünya kamuoyu çok daha yakından tanımaya başladı. Husiler, savaş boyunca israil’e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları gerçekleştirdi. Bu saldırılar Yemen'i bir kez daha Ortadoğu'daki çatışmaların merkezine taşıdı.
Peki Yemen bugünlere nasıl geldi?
Uzun yıllar Yemen'i Ali Abdullah Salih yönetti. Salih döneminde ülkede yoksulluk, ekonomik sıkıntılar ve siyasi krizler bir türlü sona ermedi. Hükümete karşı protestolar ve halk hareketleri giderek büyüdü. Sonunda Ali Abdullah Salih, 2012 yılında görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Yerine yardımcısı Abdrabbuh Mansur Hadi geçti.
Fakat yönetimin değişmesi Yemen'deki sorunları çözmedi. Aksine siyasi kriz giderek derinleşti. Merkezi hükümetin otoritesi zayıflarken, Ensarullah hareketinin tabanı da genişlemeye başladı.
2014 yılına gelindiğinde Husiler, başkent Sana'yı ele geçirerek Yemen siyasetinde artık göz ardı edilemeyecek güçlü bir aktör haline geldi. Sonraki süreçte ülkenin önemli bir bölümünde kontrol sahibi oldular.
Bunun ardından Yemen'deki iç savaş uluslararası bir boyut kazandı. Suudi Arabistan öncülüğünde bir askeri koalisyon Husilere karşı Yemen'e müdahale etti. Böylece zaten ağır bir siyasi ve ekonomik kriz yaşayan Yemen, uzun yıllar sürecek yıkıcı bir savaşın içine sürüklendi.
Burada sorulması gereken önemli bir soru var:
Suudi Arabistan Yemen’e neden saldırdı?
Suudi Arabistan ve koalisyon ülkeleri müdahalelerini kendi güvenlikleri ve Yemen'deki meşru hükümeti destekleme gerekçeleriyle savundular. Ancak niyet hiç de öyle değil. Amaçları Husileri tamamen etkisiz hale getirmekti. Ve Yemen’deki kendi nüfuzunu artırmak orada söz sahibi olmak istiyordu.
Benim açımdan asıl dikkat çekici olan ise uluslararası toplumun Yemen savaşına yaklaşımıdır.
Batılı ülkeler, bir yandan Yemen'deki insani kriz konusunda açıklamalar yaparken diğer yandan Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine büyük miktarlarda silah satışları gerçekleştirdi. Bu durum, Batılı devletlerin Yemen politikasında ekonomik ve stratejik çıkarların önemli bir rol oynadığı yönündeki eleştirileri beraberinde getirdi.
Öte yandan Husiler konusunda da farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
Bugün Husilerin İran tarafından desteklendiği sık sık dile getiriliyor. İran ile Husiler arasında siyasi, askeri ve çeşitli düzeylerde ilişkiler bulunduğuna ilişkin iddialar var. Husilerin kendi siyasi, askeri ve toplumsal dinamikleri de bulunuyor.
Burada başka bir çelişkiye dikkat çekmek gerekiyor.
İran'ın Husilere desteği gündeme geldiğinde uluslararası tartışma hemen İran'ın bölgedeki rolüne çevriliyor. Fakat Suudi Arabistan'ın Yemen'e doğrudan askeri müdahalesi söz konusu olduğunda, aynı ölçüde sık ve yüksek sesle "Suudi Arabistan'ın Yemen'de ne işi var?" sorusunun sorulmadığını görüyoruz.
Oysa Yemen'de yaşayan insanlar açısından mesele yalnızca İran'ın Husilere destek verip vermediği değildir. Onlar açısından asıl mesele; yıllardır devam eden savaş, yoksulluk, açlık, yerinden edilme ve ülkenin parçalanmışlığıdır.
Yemen halkı yıllardır büyük bir bedel ödüyor.
Bir tarafta siyasi ve yoksulluk bir taraftan da uluslararası destek alan farklı Yemenli güçler ve bunlara müdahil olan bölgesel aktörler... Bütün bu güç mücadelelerinin ortasında ise sıradan Yemenli insanlar kalıyor.
Suudi Arabistan'ın bölgesel hesapları olabilir. İran'ın ABD ve Batılı ülkelerin stratejik ve ekonomik çıkarları olabilir. Ancak Yemen halkının da bir ülkede savaşmadan, korkmadan ve yoksulluk içinde yaşamadan hayatını sürdürme hakkı vardır.
Bu nedenle Yemen meselesine yalnızca "İran Husileri destekliyor mu?" sorusundan bakmak eksik kalır.
Asıl sorulması gereken daha büyük bir soru var:
Ortadoğu'daki büyük güçlerin çıkarları için Yemen halkı daha ne kadar bedel ödeyecek? Neden bunun hesabını sormuyor?
Yemen'de kalıcı bir barış isteniyorsa neden yalnızca Husiler ve İran sorumlu tutuluyor? Bu savaşa dahil olan bütün tarafların ve dış aktörlerin rolü aynı ölçüde sorgulanmalıdır.
Çünkü Yemen'in ihtiyacı yeni silahlar değil, yıllardır süren savaşın sona ermesidir. Allah’a emanet olunuz

%20kopya.jpg)
.jpg)

.jpg)








