MISIR’I KITLIKTAN KURTARAN TESETTÜR
Prof.Dr. Hüseyin ÇELİK 2026-10-16T16:58
Tesettür denildiğinde genelde kadınlar anlaşılsa da gerçekte öyle değildir. Erkeklerde bu emrin kapsamı içerisindedir. Hatta inşaların dışındaki diğer bütün varlıklar için de geçerli olan bir uygulamadır. Allah’ın yarattığı her mahlûkatın kendine göre bir örtüsü, bir tesettürü vardır.
Her varlığın bir örtüsü vardır. Tohumun örtüsü üzerindeki kabuktur. Meyvelerin örtüsü üzerlerindeki kabuklarıdır. Kuşların örtüleri üzerlerindeki rengârenk tüyleridir. Hayvanların örtüsü farklı kıllarla kaplı olan derileridir. Yeryüzü dediğimiz toprak parçasının örtüsü, üzerindeki bitki örtüleridir. Bir canlının en küçük canlı birimi dediğimiz hücrenin örtüsü, üzerindeki hücre zarıdır. İçerisinde yaşadığımız dünyanın örtüsü Ozon tabakasıdır.
Bu örtülerin ortak özelliği üzerini kaplamış oldukları varlıkları korumalarıdır. Tohumun üzerindeki kabuk, onun çürümeden kalmasını ve sonraki senelerde tekrardan canlanmasını sağlar. Toprağın üzerindeki bitki örtüleri, toprağın sel ve rüzgâr gibi şeyler ile erozyona uğrayarak yok olmasını önler. Kuşların ve hayvanların üzerlerindeki tüy ve kıllardan oluşan örtü, onları soğuk ve sıcağa karşı koruyarak yaşamalarını sağlar. Hücre zarı, hücreyi dış ortamdan ayırarak bütünlüğünü korur. Ozan tabakası, güneşten gelen zehirli gazları süzerek onların yeryüzüne ulaşmasına engel olur.
Örtünün koruyucu olduğu ile ilgili olarak Yusuf süresindeki şu hadiseyi zikredebiliriz; Yusuf (as) döneminde Mısır’da kıtlık olmuştu. Kıtlığın olacağı, Allah tarafından rüya yolu ile Mısır kralına bildirilmişti. Kralın rüyasını rüya tabircileri yorumlayamamış ama Yusuf (as) yorumlamıştı. Rüyaya göre yedi bolluk senesi olacak ondan sonra da yedi sene kıtlık olacaktı. Onun için gıda stoklanması lazımdı.
Bu süreci idare etmek için Yusuf (as) görevlendirilmişti. Yusuf (as) bolluk senesinde buğdayların başakları ile stoklanmasını emretmişti. “Yusuf dedi ki: Yedi sene âdetiniz üzere ekin ekersiniz. Sonra da yiyeceklerinizden az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında (stok edip) bırakınız.” (Yusuf, 12/47) ayet-i kerimesinde de buyrulduğu gibi bu durum Yusuf (as)’a vahiyle bildirilmiş, o da o şekilde insanlara iletmişti.
Yusuf (as) bolluk yıllarında buğdayları stoklarken tapınaktaki rahiplerde (her ne kadar Yusuf (as)’ın dediklerine inanmıyormuş gibi davransalar da) gizliden gizliye buğday stoklamaya başlamışlardı. Fakat onlar başağı ile tane olarak saklıyorlardı. Sonuçta onların stokladıkları buğdaylar çok geçmeden çürürken Yusuf (as)’ın stokladıkları çürümemiş ve kıtlık yıllarında hem Mısır halkının hem de çevredeki birçok milletlerin ihtiyaçlarını karşılamıştı.
Buğdayın örtüsü konumunda olan başakları onu yıllarca çürümekten korumuştu.
İnsan için de örtü böyledir. Tesettür, erkek ve kadını koruyan bir zırh gibidir. Örtü insanı koruduğu için Allah, insana örtünmeyi emretmiştir. Örtünmeyi insanın fıtratına da yerleştirmiştir. İnsanın fıtratında olduğu için kadın-erkek herkes örtünmeyi ister. Bir kimse ne kadar açık olsa da yine de tamamen elbiseyi bırakamaz.
Örtü, örtüneni hem maddi hem de manevi olarak korur. Maddi olarak onu sıcaktan ve soğuktan koruduğu gibi dışarıdan gelebilecek her türlü tehlikeye karşı da korur. Kadının üzerindeki elbise, tesettür ona bir güven sağlar. Dışarıdaki kötü niyetli insanların düşüncelerinin önünde bir kalkan gibi durur.
İngiltere’de gazeteci bir bayan örtünün insanı koruyup korumadığını test etmek için kendince bir deney yapar. Bir gün tesettüre bürünerek insanların en fazla bulunduğu yerlerde gezer. Daha sonra da açık bir şekilde aynı mekânlarda dolaşır. Açık olduğunda erkeklerin kendisini daha fazla rahatsız ettiğini tecrübe eder.
Ben de kendimce ara ara testler yaparım. Bayanları sözle taciz etmeye çalışan gençlere: “Bir bayanı sözle taciz etmek istediğinizde onun kıyafetlerini veya üzerindeki tesettürünü dikkate alıyor musunuz?” şeklinde soru sorarım. Bu soruma: “Evet! Dikkat ediyoruz. Daha çok açık giyinen, tesettürüne dikkat etmeyenleri tercih ediyoruz. Tesettürlü olanlara çok yaklaşmıyoruz” şeklinde cevap verirler.
Örtü, sahibini hem maddi hem de manevi anlamda korur. Özellikle de bayanları birçok art niyetli kimselerin sataşma ve saldırılarından muhafaza eder. Sahibinin değerine değer katar. Onu maddi ve manevi pisliklerden muhafaza ederek temiz olarak kalmasını sağlar.

.jpg)

.jpg)








