YAHUDİLER OLMASAYDI ET KOKMAZDI


 Prof.Dr. Hüseyin ÇELİK    2026-10-23T09:32  



“İsrailoğulları olmamış olsaydı et kokmazdı” (Buhar, Enbiyâ: 1) ) şeklinde bir hadis-i şerif var. Bu hadis-i şerifte anlatılmak istenen ne? Gerçekten etin kokmasına israiloğulları mı sebep oldu?

İsrailoğulları Musa (as) ile Mısır’dan çıktıktan sonra Tih çölünde yolculukları başlar. Bu arada susadıklarında Musa (as) elindeki asâsı ile taşa vurur ve ondan 12 göz su fışkırır ve ondan içerler. Acıktıklarında ise Allah (cc) günlük olarak cennetten kudret helvası ve bıldırcın eti gönderir. Bu nimetler günlük olarak kendilerine geldiği için açlık ve susuzluk sıkıntısı çekmezlerdi.

            Allah (cc) onların rızkını garanti etmiş ve hiçbir sıkıntı çekmeden de rızıkları önlerine geliyordu. Bu yolculukları devam ettiği müddetçe de gelecekti. Allah kendilerine bu garantiyi vermişti. Rızıkları konusunda gerekli garantinin verilmiş olmasına rağmen İsrailoğulları yediklerinden başka o etleri biriktirmeye de başlarlar. Biriktirmeye başladıktan sonra o biriktirdikleri etler kokar. Hadis-i şerif bu durumdan haber vermektedir.

            Bu hadis-i şerifi nasıl anlamamız gerekiyor?

İki şekilde anlayabiliriz;

Birincisi etin kokması ile İsrailoğullarının fiilleri arasında doğrudan bir ilişki olduğu söylenebilir. Allah, aç gözlülük yapan İsrail oğullarına böyle bir ceza vermiş olabilir. O güne kadar kokmayan et ondan sonra kokmaya başlamış olabilir. Bu Allah için zor bir şey değildir. Etin kokması bir sünnetullah olduğu gibi kokmaması da başka bir sünnetulahtır. Allah, bir sünnetullahı başka bir sunnetullah ile değiştirebilir. Bakara suresinde Allah’ın bir kişiyi yüz sene öldürdükten sonra tekrar dirilttiğinden bahsedilir (Bakara, 259). Üzeyir (as) olduğu söylenen bu kişinin yüz sene sonra diriltildiğinde yemeklerinin bozulmadığı ve ilk andaki gibi taze kaldığı, buna rağmen daha uzun süre çürümeden kalması gereken eşeğinin kemiklerinin ise toz haline geldiğinden bahsedilir. Allah dilerse çürümesi gereken şeyi çürütmezken, çürümemesi gereken şeyleri ise çürütebilir.

            Ateşin yakması bir sünnetullah iken yakmaması ise başka bir sünnetullahtır. Nitekim içerisine atılan İbrahim (as)’ı yakmadı. Yani Allah istediği zaman bir sünnetini başka bir sünneti ile değiştirebilir. Bunu gibi Yahudilerin et biriktirme hadisesinde de benzer bir şey olmuş olabilir.

            İkinci bir yorum şekli ise şöyledir; o güne kadar etin tüketimi günlük olarak yapılmaktaydı. İnsanlar hayvanları keser ve onu günlük olarak tüketirlerdi. Bugünkü gibi buzdolapları olmadığın için etleri saklayamazlardı. Etin depolanması gibi bir durum yoktu. Bu işi aç gözlülüklerinden dolayı ilk kez Yahudiler yaptı ve bu depolama işi kokma ile sonuçlandı. Etin kokabilen bir şey olduğunu da bu şekilde tecrübe ettiler.

            Bu hadis-i şerifte asıl anlatılmak istenen insanın AÇGÖZLÜLÜĞÜDÜR. Allah (cc) Kur’an-ı kerimde rızık hariç hiçbir şeyin garantisini vermemiştir. İnsanın elde edeceği dünyevi ve uhrevî nimetler, onun çaba ve gayretine bağlıdır. “Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’ın üzerine olmasın.” (Hûd: 6) ayet-i kerimesinde buyrulduğu gibi her canlının rızkını garanti etmiştir. “Cebrail (as) bana geldi ve şöyle vahyetti: Ey Muhammed! Ümmetinden hiç kimse rızkını yemeden ölmeyecek. Onun için onlara söyle rızıklarını helal yollardan elde etmeye çalışsınlar.” hadis-i şerifinde d belirtildiği gibi her canlı dünyadaki rızkını yedikten sonra ölecektir.

            Allah insanın rızkını garanti etmesine rağmen insan en fazla rızık konusunda aç gözlülük yapmakta ve bu konuda hataya düşmektedir. Açgözlülüğü onu her türlü zorluklara ve yanlışlara sürükleyebilmektedir. “Ne verirsen ver Allah’ım.  Helal haram demez senin kulun yer Allah’ım” düşüncesi ile hareket ederek kazancının helal veya haram olmasına dikkat etmeyebilir. Tek düşüncesi malına mal katmak olduğu için bu yolda her şeyi meşru görebilir.

            6 Şubat 2023 depreminde İsrailoğullarının durumuna benzer durumları bizlerde yaşamıştık. İçimizdeki bazı açgözlüler gelen yardım mallarının çoğuna el koymaya çalışmışlardı. Tırlarla gelen gıda malzemelerini depolarına boşaltarak depolamaya başlamışlardı. Gıda, giyecek ne bulsalar içeriye yığmakla meşgullerdi. Allah, israiloğullarının stokladıkları etlerini kokuttuğu gibi bu açgözlü kimselerin stokladıkları şeyleri de kurtlandırmış ve çürütmüştü. İhtiyaç anında ihtiyaç sahiplerinden sakladıkları bu malları çöpe dökmek zorunda kalmışlardı.

            Allah, imkân vermiş, makam vermiş, kendisine yetecek kadar rızık vermiş ama o hala bunun ötesine ulaşmaya çalışmaktadır. Bir vadi dolusu malı olsa ikincisini istemektedir. İsrailoğullarının ellerindekine yetinmeyerek temiz etleri kokuttukları gibi bunlarda sahip oldukları temiz malları kirletmektedirler.

            Allah’ın kendisine yetecek kadar, helal yollardan verdiği nimetlerle yetinmeyerek daha fazlasına göz dikenler çoğu zaman ellerindekilerini de kaybetmektedirler. “Çok söz yalansız, çok mal haramsız” olmaz atasözünde ifade edildiği gibi bir yerlerden harama bulaşmaktadırlar. Helal mal ne kadar çok olursa olsun içerisine biraz haram karıştığında hepsini pislemektedir. Yüz tonluk deponun içerisine bir bardak ta olsa lağım suyu katıldığında deponun tamamı kirlendiği gibi malın tamamını kirletmektedir.