NUH’UN GEMİSİ Mİ NUH’UN GEMİSİNDE Mİ?


 Prof.Dr. Hüseyin ÇELİK    2026-11-07T13:58  



Hz. Peygamber (sas) ümmetinin 73 fırkaya ayrılıp bunlardan sadece bir tanesinin kurtulacağını haber verdiğinde sahabe bunun hangi fırka olduğunu sormuşlardı. Hz. Peygamber (sas) ise: “Benim ve ashabımın yolunda olan topluluk.”(Tirmizi, İman: 18; İbn Mâce, Fiten: 17) şeklinde buyurmuştu.

Bu hadis-i şerif, tarihi süreç içerisinde üzerinde en fazla tartışılan konulardan biri olmuştur. Hz. Peygamberin vefatından sonra, siyasî-dinî mezheplerin çıkmaya başlaması ile daha fazla kullanılır hale gelmiştir. Ortaya çıkan her mezhep bu hadis-i şerifte zikredilen topluluğun kendileri olduğunu iddia etmiştir.

Tarihte mezhepler için kullanılan bu hadis-i şerif günümüzde de cemaatler için kullanılmaktadır. İslam adına ortaya çıkmış her cemaat, kurtuluşa erecek olanların kendileri olduğunu iddia etmektedir.

Bu hadis-i şerifi nasıl anlamalıyız?

Hadis-i şerifteki 73 sayısından maksat hakiki bir mana olacağı gibi mecazî bir anlatım da olabilir. “Kesretten kinaye” dediğimiz ümmet arasındaki ayrılıkların çok olacağını ifade etmek için kullanılan bir ifade olabilir. Ama bu hadisi-i şeriften şu net mesajları anlayabiliriz:

1. Bu ümmet arasında ayrılıklar fazla olacak. Farklı düşünce ve inanç yapısına sahip gruplar ortaya çıkacaktır.

2. Her zaman ve her dönemde mutlaka Kur’an-Sünnet çizgisinde olan bir topluluk olacaktır.

3. Çoğunluğa değil hakikate tabi olmak esastır. Önemli olan kemiyet değil keyfiyettir.

Kurtuluşa erecek olanlar, Hz. Peygamber ve ashabının yolundan giden kimselerdir. Bunlara ehlisünnet denilir. Günümüzde ehlisünnetten kastın ne olduğu yanlış anlaşılmaktadır. Ehlisünnet denildiğinde çoğu zaman İslam adına ortaya çıkmış cemaatler anlaşılmaktadır. Oysaki ehlisünnet belli bir cemaatin adı değildir. Kur’an ve sünnet çizgisinde hareket eden topluluğun adıdır. Bu çizgide hareket eden bütün grup ve cemaatlere ehlisünnet denilebilir. Cemaatlerinin isimlerinin farklı olması onları ehlisünnetten çıkarmaz. Ama bizim toplumumuzda çoğu zaman belli gruplar veya cemaatler kastedilmektedir.

Ehlisünnet denilen topluluğun cemaat olarak algılanmış olması, birçok ayrılıkları beraberinde getirmiştir. Belli bir cemaate mensup kimseler “Gerçek ehlisünnet biziz. Hz. Peygamber’in hadis-i şerifinde dikkat çektiği topluluk bizleriz” şeklinde söylemler geliştirmişlerdir. Hatta bu söylemler daha da ileri boyuta taşınarak her cemaat kendisini ”Nuh’un Gemisi” olarak görmeye başlamışlardır. “Bizim aramıza katılan Nuh’un gemisine binecek ve kurtuluşa erecektir. Binmeyenler ise Nuh (as)’ın gemiye binmeyen oğlu gibi helak olacaklardır. Cennete giremeyeceklerdir” şeklinde söylemler geliştirmişlerdir.

Birileri bu hadis-i şerifi referans göstererek kendilerini kurtuluşun reçetesi olarak görürlerken birileri de bu söylemlerin anlamsızlığı üzerinden hareketle bu hadis-i şerifi inkar etmişlerdir.

Bu hadis-i şerifi cemaatler üzerinden değerlendirerek anlamaya çalışmak yanlıştır. Bu şekilde değerlendirmek cemaatçilik adı altında ayrışmalara sebep olmaktadır. Hadis-i şerifin kapsama daha geniş olasına rağmen onu iyice daraltmaktadırlar. Oysaki hadis-i şerifte anlatılmak istenen tek bir cemaat değil (Kuran ve sünnet çizgisinde olmak kaydıyla) yüzlerce, binlerce cemaatler olabilir. İsimleri ve ortaya çıktıkları yerler farklı olsa da hepsini kapsayabilir.

Ehlisünnet olan topluluğu belli bir cemaat olarak anlamak ümmet arasında ayrılıkların kaynağı da olmuştur. Bu anlayışın neticesinde her bir cemaat, kendilerini Nuh’un gemisi olarak gördükleri için kendilerinden olmayan herkesi batıl olarak algılamış, yerine göre küfre varacak kadar itham da bulunmuşlardır. Bunu neticesinde tedavisi mümkün olmayan ayrılıklar ortaya çıkmıştır. Bu cemaatlerden bazılarının yanlış söylemlerinden dolayı, ümmet arasında olması gereken birliğin yerini ayrılıklar almıştır.

Bu ayrılıkların ortadan kalkması için Kur’an-sünnet çizgisinde hareket eden her grubu ehlisünnet olarak görmek ve ona göre muamele etmek gerekir. Kendimizi veya içerisinde bulunduğumuz toplulukları, NUH’UN GEMİSİ DEĞİL DE NUH’UN GEMİSİNDE görebilmektir. Eğer bu bakış açısına sahip olur ve buna göre hareket edersek birçok ayrılıklar kendiliğinden ortadan kalkacaktır.  

Kendini Nuh’un gemisi olarak göremezsin ama kendini Nuh’un gemisinde görebilirsin.